HÜCRE HAPSİ GİBİ
Fransa’nın Strasbourg kentinde yaşayan ve kaydolduğu lisede başörtüsü
sebebiyle derslere alınmayan Türk kızı 15 yaşındaki Cennet Doğanay,
yaşadıklarını Vakit’e anlattı. Cennet, Türkiye’ye karşı “özgürlük ve insan
hakları şampiyonu” kesilen Batı’nın maskesini indiriyor: “2 Eylül’de okullar
açıldı. İlk gün gittim, beni başörtülü olarak görünce hemen hücre gibi küçük
bir odaya aldılar. Arkadaşlarımla temas kurmamı bile engellediler. Tehditler,
hakaretler gördüm. Başımı açmamı istediler. Niye başımı örttüğümü sordular,
‘Allah’ın emri olduğu için’ dedim. Dini simgelerin yasak olduğunu söylediler.”
“SEN MÜSLÜMANSIN”
“Başörtüsü yerine; saçlarımı örtebilecek bone, bere ve bandanayla bile
derslere girmeme izin vermediler. Normalde bandana yasak değil, ama bana izin
vermediler. ‘Niye’ dedim?.. ‘Onlar moda amaçlı takıyorlar, sen Müslüman
olduğun için takıyorsun, onun için seni derse almıyoruz’ dediler.”
SAÇIMI KAZITTIM AMA
“Saçlarımı kazıttım, ama yine ‘olmaz’ dediler. Ben arkadaşlarıma teşekkür
ediyorum. Onlar olmasaydı, ben yine o hücre gibi odada kalmaya devam
edecektim. Arkadaşlarım benim yanımda yer alınca, saçlarım kazınmış şekilde
derslere girmeye başladım.”
AB’nin göbeğinde linç
Fransa’da, Almanya sınırında şirin bir kent; Strasbourg.... Avrupa Konseyi ve
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sebebiyle diplomasinin gözde merkezlerinden
olan bu şirin kentte, yağmurlu bir akşam vakti adres arıyoruz. Kent
merkezinden çıkıp otobana girip, Almanya istikametine doğru bir süre yol
aldıktan sonra arabadan iniyoruz. Omuzlarında taşıdığı küçük kızıyla yoldan
karşıya geçen 30 yaşlarında bir adama Fransızca sesleniyoruz. İki şeridin
ortasındaki bankete gelmiş olan adam geri dönüp bize doğru geliyor.
Yanımızdaki Strasbourg’lu arkadaşımız Doğan, bozuk Fransızca’sıyla adresi
sormaya çalışırken, gözlerimizin içine bakıp soruyor muhatabımız: “Türk
müsünüz?”..
Meğer o da bir Türk’müş. Strasbourg’da, Almanya ve Hollanda’daki gibi adım
başı bir Türk vatandaşına rastlamanız mümkün. “Gelin” diyor, “Zaten aynı
binada oturuyoruz”... O önde, biz arkada ilerliyoruz. Cennet ve annesi bizi
apartmanın kapısında karşılıyor. Meryem-Hikmet Doğanay çiftinin 6 çocuğundan
biri Cennet... Tüm dünya onu, geçen Cuma günü imza attığı sıradışı bir
protesto ile tanıdı... Meryem, kaydolduğu Louis Pasteur Lisesi’nde, başörtüsü
yasağı ile karşılaşıp tam bir ay boyunca okulda “hücre” tipi bir odaya
kapatılıp tecrid edilince, kararını veriyor: “Saçlarımı ustura ile kazıtıp,
saçsız bir şekilde okula gideceğim!..” Ve Reuters’in dünyaya geçtiği o malum
kareler...
İşte Cennet’e sorularımız ve işte onun verdiği cevaplar:
‘ONLAR BANDANAYI MODA İÇİN TAKIYOR AMA SEN..’
- Seni saçlarını kazıtmak zorunda bırakan süreçte yaşadıklarını özetler misin?
- Luis Pasteur Lisesi’ne kaydolmuştum. 2 Eylül’de okullar açıldı. İlk gün
okula gittim. Beni başörtülü olarak görünce hemen bir odaya aldılar.
Tehditler, hakaretler gördüm. Başımı açmamı istediler. Niye başımı örttüğümü
sordular, “Allah’ın emri olduğu için” dedim. Dini simgelerin yasak olduğunu
söylediler. Ama, başörtüsü yerine; saçlarımı örtebilecek bone, bere ve
bandanayla bile derslere girmeme izin vermediler. Normalde bandana yasak
değil, ama bana izin vermediler. Beni hiç derslere almıyorlar, sürekli akşama
kadar küçük bir odada tek başına bekletiyorlar. O şekilde bir hafta geçti,
baktım diğer kızlar bandana ile okula gidebiliyorlar, ‘niye’ dedim, dediler
ki, ‘Onlar moda amaçlı takıyorlar, sen Müslüman olduğun için takıyorsun, onun
için seni derse almıyoruz.’
İNANCIMDAN ASLA TAVİZ VERMEDİM
- Diğer çocuklar, saçlarının tümünü kapatan bandana ile rahatça gelebiliyorlar
ama..
- Evet, onlar gayrımüslim çocuklar... Ortaokula 4 yıl başörtümle gittim,
hiçbir sorun çıkmadı. Yasak ise bu yıl uygulamaya girdi. Ama inancımdan asla
taviz vermedim. Sınıfa almadılar beni.
SABAHTAN AKŞAMA KADAR HÜCREDE HAPİS
- Tecrit sürecinde neler oldu?
- 2 Eylül’de, okulların açıldığı ilk gün önce büroya aldılar, bağırdılar
çağırdılar. ‘Sen kanuna karşı geliyorsun’ dediler. ‘Seni Disiplin Kurulu’na
verip okuldan atacağız’ dediler. Düşünün daha okula bile, derslere bile
başlayamamıştım ve okuldan atmaktan bahsediyorlar. Ama taviz vermedim,
mücadele ettim. Okulun bir kenarında, bilmem neresinde bir odaya aldılar. Tam
bir ay boyunca; 2 Eylül’den 1 Ekim’e kadar sabah 08.00, akşam 18.00...
Sabahtan akşama kadar o küçük odada beni tuttular. Öğrencilerle temas etmemi,
sınıfıma girmemi, derslere katılmamı engellediler. Kimseyle görüştürmediler.
Sınıfıma gitmeme, öğrencilerle görüşmeme izin vermediler.
- Tam bir hapis hayatı yani..
- Öyle... Sabah geldiğimde beni hemen o odaya alıyorlardı. Akşam saat altıya
kadar orada tutuyorlardı. ‘Hastalık olsa peruk takarsın’ dediler. ‘Ya da peruk
alıp tak, ücretini biz karşılayalım. Yeter ki başörtünü çıkar’ dediler. Kabul
etmedim. Bu bir provokasyon!”
SAÇIMI KAZITIP BAŞIMI AÇTIM, YİNE OLMAZ DEDİLER
- Peki, ‘Hocam, beni neden burada bekletiyorsunuz’ sorusuna ne cevap
veriyorlar?
- ‘Çünkü sen kanuna karşısın’ diyorlar... ‘Başörtüsünü çıkar’ dediler,
çıkarttım, ama Allah’ın emrini çiğnemedim, bandana taktım. Ona da ‘hayır’
dediler. Müslüman olmayan öğrenciler bandana takıyor, ama onlara bir şey
demiyorlar. Saçlarımı kazıttım, o şekilde okula girmek istedim, yine ‘olmaz’
dediler. Saçlarımı kazıtarak başım açık bir şekilde okula gelebileceğimi
söylememe rağmen, ‘hayır’ dediler. Ben arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Onlar
olmasaydı, ben yine o odada kalmaya devam edecektim.
HIRİSTİYAN, YAHUDİ VE ATEİST
ÖĞRENCİLER OKULA YÜRÜDÜ
- Şu anda bu halinizle okula gidebiliyor musunuz?
- Birkaç gündür (kazınmış saçla başı açık bir şekilde) sınıfa girebiliyorum.
Bir iki gün önce okul yönetiminden yine bir zorlama geldi, ama şu anda
sınıfıma girip derslerimi görebiliyorum. Çünkü okulda öğrenci arkadaşlarım,
‘Cennet’i bu şekilde okula almazsanız, biz buna karşı çıkıyoruz’ diyerek okula
yürüyüp, okul idaresini protesto ettiler. Hıristiyan, Yahudi ve Ateist... Her
anlayış ve inanıştan öğrenciler, bu protestoyu gerçekleştirdiler. Okulun Müdür
Yardımcısı ve hemşiresi beni odaya çekip, ‘Bu şekilde de okula gelemezsin.
Saçlarını da kazıtsan bir şey değişmez’ dediler. Ama vazgeçmedim. Birkaç
gündür okula gidebiliyorum, arkadaşlarım bana ters bakmıyorlar. Beni tanıyan
da tanımayan da seviyor.
- Arkadaşların sana ne diyor?
- (Gülümseyerek ve gururlanarak) Benimle gurur duyuyorlar.
- Ya öğretmenler?
- Bütün öğretmenler bana ters davranıyor... Çok şükrettim Allah’a, çok büyük
destek aldım arkadaşlarımdan... Bu kadarını beklemiyordum!
- Bundan sonrası için ne düşünüyorsun?
- Bütün öğretmenler bana karşı olursa ben ne yapabilirim! Önümüzdeki sene özel
okula geçmek istiyorum. Özel okullarda yasak yok.
YASAKZEDELERE MESAJ:
MÜCADELENİZDEN VAZGEÇMEYİN
- Türkiye’de senin gibi problemler yaşayan kız arkadaşlarına da neyi tavsiye
edersin, saçlarını kazıtmalarını mı?
- Bence onlar da mücadele etmeli. Göstersinler ki, bu uygulama doğru değil.
Toplumsal düzenlemeler insanların mutluluğu için vardır. İnsanların
mutluluğuna hizmet etmeyen düzenleme ve uygulamalar çağdışıdır. Sanki
başörtüsü bir şeyleri engelliyor! Niye ki yani!... Başörtüsü ilerlemeye mi
engel! Devletlerin bu konuda baskı yapmaması lazım. Hem ‘Kız çocuklarını
okutun’ diyorlar hem de tam tersini yapıyorlar. Anlamak mümkün değil. Bence
arkadaşlarımız mücadelelerinden ve haklı davalarından vazgeçmesinler.
PSİKOLOĞA DEĞİL, ALLAH’A SIĞINDIM
- Evde ders çalışabiliyor musun? Psikoloğa başvurdun mu, baskılar karşısında
iradeni nasıl sağlam kılabildin?
- Allah’a sığındım. Zor olsa bile direndim, dayandım. Beni bu hale soktular.
Kesinlikle pişman değilim. Bana baskı yaptılar ki, birçok kişinin buna
dayanması mümkün değildi.
BAŞÖRTÜSÜ BENİM İÇİN ELBİSE GİBİ
- Başörtüsü senin için ne anlam ifade ediyor?
- Allah’ın emri... Benim için başörtüsü her şey!.. Aynı, elbise gibi..
GÖSTERMEKTENSE KESMEYİ TERCİH EDERİM
- Saçlarını kazıtma fikri senin miydi, yoksa birinin tavsiyesiyle mi bu
yönteme başvurdun?
- Bana o kadar baskı yaptılar ki, bunalıma girmiştim, benim için başka çare
yoktu. Göstermektense kesmeyi tercih ederim, onun için yaptım.
- Peki saçların büyüdükçe bi daha, bi daha mı keseceksin?
- Ben ikinci defa saçlarımı kesiyorum. Okulların açıldığı 2 Eylül’den üç gün
sonra bu baskılar üzerine zaten kararımı verip saçımı kazıtmıştım. Ama bundan
kimsenin haberi yoktu. Birinci kesişimden dünyanın haberi olmadı, ama çevrem
biliyordu. Saçlarımı ilk kazıttığımda sınıfa girmeme müsaade etmediler zaten.
1 Ekim’de ikinci defa saçlarımı kazıtıp, o şekilde okula gidince, konu
medyanın ve dünyanın gündemine geldi.
PSİKOLOG OLACAĞIM
- Büyüyünce ne olacaksın?
- Psikolog olmak istiyorum.
- Sana psikolojik sıkıntılar yaşattıkları için mi böyle bir mesleği tercih
ettin?
- Hayır, bununla ilgisi yok. Ben çok önceden psikolog olmaya karar vermiştim.
İnsanlara yardımcı olmayı seviyorum.
Her gün 10 saat işkence
Fransa’nın Strasbourg kentinde yaşayan ve kaydolduğu lisede başörtüsü nedeniyle
derslere alınmayan, bir ay boyunca her gün okulda hücre tipi bir odada tek
başına tutulan Cennet Doğanay’ın annesi Meryem Doğanay’dan çarpıcı
değerlendirmeler... 18 yıldır Fransa’da oturduklarını anlatan Meryem Hanım,
Cennet’in geçen hafta Cuma günü saçlarını kazıtıp gelince okul yönetimini pes
ettirdiğini ve ağır aksak da olsa derslere girmeye başladığını hatırlatarak,
“Kızımın karşılaştığı yasak; dünyadaki yasakçı zihniyetin Avrupa’da da kök
saldığını göstermiştir” dedi. Strasbourg’daki evlerinde Vakit’in sorularını
cevaplayan Meryem Doğanay, 15 yaşındaki kızı Cennet’in, dini inancı gereği
tesettürlü olduğunu ve bu kıyafetin hiçbir siyasi vs. simge anlamına
gelmediğinin altını çizerek, “Zorla baş örttürmek çağdışılıktır da, zorla baş
açtırmak medeniyet ve çağdaşlık mıdır?” diye sordu.
ÇOK ZOR GÜNLER GEÇİRDİK
6 çocuk annesi Meryem Hanım, Cennet’in yaşadığı ızdırap dolu günleri özetlerken,
“Beni üç defa okula çağırdılar. Tam bir ay boyunca, sabah 08.00 akşam 18.00
arasında hücre misali küçük bir odada tuttular. Okuldan, sınıfından, daha
tanışma imkânı bile bulamadığı arkadaşlarından tecrid ettiler. Herkesten önce
odaya alıyorlar, herkes gittikten sonra dışarı bırakıyorlardı. Gittiğimde, bana
okulda kızımı göstermiyorlardı. Beni uyardılar. ‘Kızınız bizimle beraber,
ilgileniyoruz, dersleriyle ilgileniyoruz’ filan dediler. Kızım çok ağlıyordu,
eve çok bunalımlı bir halde geliyordu. Dediler ki; ‘Kızınız bu halde kaldığı
müddetçe kesinlikle derse alınmayacak.’ Çok zor günler geçirdik” diye konuştu.
MÜDİRE RAPOR ALIP KAYIPLARA KARIŞTI
Doğanay, “Müdire Bürel, okulun ilk günü çağırdı, öğle ve akşam olmak üzere
okulda 800 öğrenci var. ‘Okulda, o kadar öğrenci arasında sadece kızınız var.
Bunu kabul edemeyiz’ dedi. Kızım bone takmıştı. Onu da kabul etmediler. Kızım
mücadelesinden vazgeçmedi. Sonunda; müdire 4 hafta hastalık raporu alarak
kayıplara karıştı. Hâlâ ortalarda yok” dedi.
ÖZEL OKULA VERECEĞİZ
Meryem Hanım, henüz 15 yaşında olan Cennet’i, gelecek yıl özel okula vermeyi
düşündüklerini belirterek, “Özel liselerde başörtüsü yasağı yok. Devletin örtülü
baskıları var belki, ama yasak yok, sadece kısıtlamalar var, fazla kayıt
yapılmasın diye.. Bu okullarda da teneffüslerde başörtülü öğrencinin çevresini
hemen sarıyorlar kimse onu görmesin diye” şeklinde konuştu.
SAÇ ZİNETTİR, ZİNET ORTADAN KALKINCA...
Meryem Doğanay, saç kazıtma konusundaki temel yaklaşımlarını da şöyle özetledi:
“Bu konuda bir âlime danışmadık, ama baskılar karşısında şöyle düşündük: Madem
ki, saç kadının zinetidir, namahreme gösterilmemesi gereken bir parçasıdır; o
zaman saç ortadan kalkarsa sorun da ortadan kalkar. Saçları kazıtınca zinet de
ortadan kalktığı için Cennet’in bu şekilde dolaşmasının dinen mahzurlu
olmayabileceğini düşündük. Doğrusunu Cenab-ı Allah bilir... Eğer yanlış
düşünmüşsek, Allah affetsin.”