BABA SULTAN

Baba Sultan “rahmetullahi aleyh”, Allah dostlarındandır. Türbesi, Adapazarı’na bağlı Pamukova ilçesindedir.

Birgün sordular bu zata:
- Bir kâfir îman ederse, ilk yapacağı iş nedir hocam?
- Resûlullahın hayatını öğrenmektir.
- Cennete giden yol nedir?
- Resûlullaha uymaktır.
- İmanın esası?
- Resûlullahı sevmektir.

Sonra buyurdu ki:
- Şaşıyorum şu insanlara. Olur olmaz kişilere muhabbet besliyorlar da, Peygamber Efendimizi sevmeyi o kadar benimsemiyorlar.

Baba Sultan’ı çekemeyenler vardı. O yerin valisi de onlardandı. Vali bir gece şöyle bir rüyâ gördü: Sevgili Peygamberimiz o beldeye teşrif edecekti. Şehrin kapısına kadar gelmiş, içeri girmiyorlardı. Vali haber alıp, heyecanla oraya koştu. Saygı ile dedi ki:
- Buyurun ya Resûlallah! Niçin girmiyorsunuz?
- Bu beldenin sahibi gelsin.
- O kimdir yâ Resûlallah?
- Baba Sultan’dır. O gelmedikçe şehre girmem.

Koşup çağırdılar bu büyük velîyi. Efendimiz onu görünce, iltifat etti. Birlikte şehre girdiler. Vali uyanır uyanmaz koştu dergâha. Baba Sultan onu görünce, mânâlı mânâlı baktı.
- Buraya gelmek için illâ Resûlullahın işareti mi lâzımdı? Vali bir daha şaşırdı. Elini öpüp, talebesi oldu.

Ahmet isminde bir talebesi bir gün sabah namazına uyanamamıştı. Kazâsını kılmadan dergâha gitti. Hocası birkaç kişiyle sohbet ediyordu. O girince sohbeti kesip seslendi:
- Ahmeet! Bir tek namazım kazâya kalacağına, bin kere ölmeyi tercih ederim. Ertesi gün yanına çağırdı.
- Ahmet, evlâdım! Söyle bakalım, insan nefes almadan yaşayabilir mi?
- Yaşayamaz hocam.
- Bir bina temelsiz olur mu?
- Olmaz hocam.
- İşte namaz da böyledir. Namaz, nefes almak gibidir. İslâm binãsının temeli gibidir. Namazsız Müslümanlık düşünülemez.