İmâm-ı Gazâlî hazretleri buyurdu ki:
“Kendini ve âilesini ve çocuklarını kimseye muhtaç ettirmeyecek kadar çalışıp helâlden kazananlara cihâd sevâbı verilir.”
Peygamberimiz bir sabah oturmuştu. Sahâbeden, kuvvetli bir genç, erkenden dükkânına doğru geçti. Birisi, “Yazıklar olsun buna ki, Allah için biraz burada sizi dinlemeyip geçti.” dedi. Bunun üzerine Peygamber efendimiz buyurdu ki:
“Böyle söyleme! Eğer kendini, anasını, babasını, ehli ve evlâdını muhtaç etmemek için gitti ise, Allah yolundadır. Eğer zînet için, zengin olup Müslümanlara gösteriş niyetinde ise, Cehennem yolundadır.”
Yine hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
“Doğru olan tüccâr, kıyâmette sıddîklarla ve şehitlerle berâberdir.”
“Allahü teâlâ, sanat sâhibi olan mü’mini sever.
Allahû Teâla pâktır. Pâk olandan başkasını kabûl etmez. Allahu Teâla mürsel olan Peygamberlerine neyi emrettiyse mü'minlere de onu emretmiştir.
Peygamberlere: "Ey peygamberler, pâk ve helâl taâmlardan yiyiniz ve sâlih amel işleyiniz"
Mü'minlere: "Ey iman edenler, rızk olarak size verdiğimiz pâk ve helâl şeylerden yiyiniz" buyurdu.
Ondan sonra Resûl-i Ekrem (sav) Hazretleri (sözü döndüre dolaştıra) buyurdu ki;
İnsan (Allah yolunda uzun seferlere katlanır, saçları birbirine karışmış, yüzü gözü toza bulanmış, "Yâ Râb! Yâ Rab!" diyerek ellerini gök yüzüne açar. Halbuki, yediği haram, içtiği haram, giydiği haram. Haram ile beslenmiş. Böylesinin duâsı nereden müstecâb olacak?