Erzurum'da yasanmış bir olaydan esinlenerek kaleme alınmıştır.
Pırıl pırıl, cici mi cici iki çocukları vardı Aykul çiftinin...
Ali 7, Zeynep 8 yaşındaydı...
Çocuktu ikisi de, tüm çocuklar gibi güzel...
Ama bir o kadar da hüzünlü, gururlu ve kadersiz...
Veysiefendi Mahallesinde kiralık bir evde oturuyorlardı...
Herkes gibi onların da hayalleri, umutları vardı, yarınlara dair...
Sonra kötü şeyler oldu, kötülük onları hiç yalnız bırakmadı ki zaten...
Çalıştığı şirketten, 'görülen lüzum üzerine' atılmıştı babaları...
Anneleri lise mezunu, akıllı ve hırslı bir kadındı ama o da işsizdi...
Bir gün ev sahibi geldi evlerine...
"5 aydır kira vermiyorsunuz, ya paramı verin, ya da çıkın evimden!" dedi.
Babaları dışarıda tartışıyordu amcayla...
Korkmuştu ikisi de, mutfakta ağlayan annelerinin eteğine sığındılar.
"Anne sokakta mı kalacağız? Üşür, ölürüz biz!" diye fısıldadılar...
Genç kadın, yavrularına sarıldı, ağladı bir kere daha hiç susmayacakmış gibi...
Sonra bir ses duydular öteden...
Ev sahibinin dokunaklı sözlerini hazmedemeyen babaları, eşyaları fırlatıyordu.
Önce banyo leğenini, süpürgeyi, minderleri attı dışarı...
"Allah'ım canımı alda kurtulayım bu acıdan!" feryatlarıyla yumrukladı zayıf
elleriyle duvarları...
Babalarına koşup sarıldı, Ali ve Zeynep...
"Bizi bırakma babacığım! Ölme... Ne olur ölme!"
Tüm eşyaları tek tek sokağa bıraktılar...
Günlerce sokakta yaşadı, sarılarak ısındılar birbirlerine...
Çocuklar uyuyor, anne ya da babaları nöbet tutuyordu başlarında.
Saat başı uyanıyor, anne ve babalarına bakıp, tekrar dalıyorlardı kabus dolu
uykularına...
Ve bir gün aniden kayboldular, eşyalarını bile almadan...
Gürlerce haber alınamadı Aykul ailesinden...
Sokağa atılışlarının ikinci haftasında bir haber duyuruldu televizyondan...
Erzurum'da feci göçük! 4 katlı kaçak bir inşaat çöktü. Enkaz altından 2'si çocuk
4 kişi çıkarıldı. Ölen ailenin sığınmak için inşaata girdikleri tespit edildi.
Bu dramın sorumlusu, sıcak evinizde film izleyip şarkı dinlerken çöplüklerde ekmek aş arayan insanların, iki üniversite bitirdiği halde işsiz olanların sorumlusu kim? Yada ne? Ülkemiz beyin göçü teşviki ve iş imkanına engel olunması nedeniyle sömürge haline getirilmekte! Bizleri bu rezaletten ne USA ne AB nede IMF kurtaramaz zaten kurtarmakta istemez, Afrika'da sözde göstermelik yardımlarla insanların açlıktan ölmesine göz yuman bu devletler bizi hiç umursamaz, aslında bu devletlerin değil Afrika bütün dünyayı refaha ulaştıracak imkanları var, Allah celle celêlühü Tevbe suresinde şöyle buyuruyor; 34-...Bir de altın ve gümüşü hazineye doldurup, onları Allah yolunda sarf etmeyenleri bu yüzden acıklı bir azap ile müjdele! 35- O gün o altın ve gümüşlerin üstü cehennem ateşinde kızdırılacak da bunlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanacak (onlara): "İşte bu kendi canınız için saklayıp biriktirdiğiniz şeydir. Haydi şimdi tadın bakalım şu biriktirdiğiniz şeyin tadını!" denilecek. Alttaki fotoğraf 1994'de Sudan'daki kıtlık sırasında çekildi ve fotoğrafçı Kevin Carter'a Pulitzer ödülünü kazandırdı. Çocuk emekleyerek l km. ötedeki Birleşmiş Milletler yemek kampına gitmeye çalışıyor. Arkasındaki akbaba, çocuğun ölmesini bekliyor. Fotoğrafı çeken Kevin Carter, fotoğrafı çeker çekmez oradan ayrılıyor ve kimse çocuğa ne olduğunu bilmiyor. Fotoğrafçı Kevin Carter 3 ay sonra depresyona giriyor ve intihar ediyor. Allah korkusunun olmamasının bir insanın üzerinde yapacağı en büyük tahribatlardan biri, vicdansızlıktır. Vicdansız insanlar acı çeken, zor durumda olan insanlara yardım etmek için çaba harcamazlar. Çare İslami eğitimin sağlamlaştırılması ile insanların bilinçlendirilip birlik olmaları sağlanmasıdır. İnsan inanır ve inandığı gibi yaşarsa insandır yoksa bir hiçtir!
KEMTER
