İrtica nedir?

Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası (Sağlık-İş) Genel Başkanı Mustafa Başoğlu, Bilgi Edinme Kanunu gereğince Cumhurbaşkanlığı Başbakanlık, Genelkurmay, MGK, Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Yargıtay, Danıştay, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, ODTÜ Rektörlüğü olmak üzere bazı kurum ve kuruluşlara sorduğu “İrtica nedir-İrtica suç mudur-Suç ise kimler bu suçtan yargılanmıştır” sorularına, ilgili makamların verdikleri cevapları, düzenlediği basın toplantısı ile açıkladı.

Türkiye’de irtica tehdidi bulunmadığını öne süren Başoğlu, “Bu değerlendirme irticadan yakınan makamların bana verdiği yazılı cevaplarla kesinlik kazanmıştır” dedi. Başoğlu, İslam’ın laikliğin rakibi olmadığını ifade ederek, Atatürk ve laikliğin arkasına sığınarak örtülü İslam düşmanlığı yapıldığını kaydetti.

İŞTE CEVAPLAR:

“-Cumhurbaşkanlığı: Devletin ve yürütme organının başı olan, Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk Ulusu’nun birliğini temsil eden Cumhurbaşkanı’nın, bu konumu nedeniyle 4982 sayılı yasa yönünden ‘kamu kurumu’ kapsamında olmadığı, yasa kapsamındaki kamu kurumunun, yine yukarıdaki madde ve gerekçelere göre, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği olduğu açıktır. Bu nedenle, Sayın Cumhurbaşkanı’nın çeşitli yerlerde kendi takdirleri ile yaptıkları konuşmalarındaki söylemleri için 4982 sayılı yasa kapsamında yapılacak bir işlem bulunmamaktadır,

-Başbakanlık: Müracaatınızın durumunu BİMER tarih ve sayısını www.basbakanlik.gov.tr adresindeki BİMER logosunu tıklamak suretiyle ulaşabileceğiniz sorgu ekranına girerek veya ALO 150 hattını arayarak öğrenebilirsiniz,

-MGK: Talebinizin, irticanın genel tanımı gibi geniş kapsamlı bir konuda genel ve soyut nitelikte olduğu görülmektedir. Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun Uygulanma Esas ve Usuller Hakkında Yönetmeliğin 18’inci maddesinin 9’uncu fıkrası gereği soyut ve genel nitelikteki başvurular işleme konulamaz.

-Diyanet: İrtica klasik kaynaklarda tanım ve izahı yapılmış bir terim değildir. Türkiye’nin dışında nadiren kullanılmakla beraber, Arapça kökenli bir kelime olup ‘geriye dönmek’ anlamına gelen ‘Rucü’ mastarından türetilmiştir. Türkçede eş anlamlı olarak gericilik tabiri ile birlikte kullanılmaktadır. Terakkinin zıddı olan irtica kelimesi, Türkçemizde, toplumda yeniliklere değer vermeyip, her yönüyle eskiyi özlemek veya eski düzeni getirmeye çalışmak anlamını ifade eder. İrtica kavramı psikoloji, sosyoloji vb. alanlarda kullanıldığı gibi dini alanda da farklı biçimlerde algılanmaktadır. Bir yönüyle dinden sapmak, tekrar cehalet ve şirk hayatına dönmektir. Diğer yönüyle irtica, dinin özünden uzaklaşmak ve dini, temel ilkelerine aykırı olarak algılamak ve yorumlamaktır. Buna göre irtica, kendini dindar sanan kimselerin bilerek veya bilmeyerek din kurallarından uzaklaşması, dinin özünü bir tarafa atıp örfi şekline sarılmasıdır. İslam’ın zahirine sıkı sıkıya bağlı kalmanın esas olduğunu ileri sürüp, bu esasa riayet etmeyen insanları dışlayan, onlara hayat hakkı tanımayan Haricilerin hareketi bu konuda tipik bir örnek teşkil etmektedir.

-Yargıtay: 4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 2. maddesine göre, yargı organları anılan yasanın kapsamı dışında bırakılmıştır. İsteminizle ilgili olarak; taraf olmayanlara karar örneği verilmesi yasal olarak mümkün değildir. Yargıtay kararları tarafların isimleri çıkartıldıktan sonra sürekli güncellenen Kurumumuzun yayını olan dergide yer almaktadır. Ayrıca Yargıtay’ın internet sitesinde ücretsiz olarak emsal kararlara ulaşılmaktadır.

Kitapevlerinde, kütüphanelerde, internet sitelerinde belirtilen konularda pek çok hukuk yayını mevcuttur. Yargıtay Birinci Başkanlığımızca yapılacak işlem yoktur.

-İçişleri Bakanlığı: Belirtmiş olduğunuz hususlarla ilgili olarak, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda irtica suçu mevcut olmadığından ve irtica suçları” kavramından hangi suçların ifade edildiği anlaşılamadığından dilekçenizde talep ettiğiniz konulara cevap verilememiştir

-Adalet Bakanlığı: 4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 7. maddesinin 2’nci fıkrasında, ‘Kurum ve kuruluşlar, ayrı veya özel bir çalışma, araştırma, inceleme ya da analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgi veya belge için yapılacak başvurulara olumsuz cevap verebilirler’ hükmü yer almaktadır. Bu nedenle ayrı ve özel bir çalışma, araştırma, inceleme ve analiz neticesinde oluşturulabilecek türden bir bilgiye yönelik başvurunuza cevap verilememiştir.

-Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı: İlgi yazı ve eki kapsamında yapılan hazırlık bilgisayar kayıtlarımızın tetkikinden konuya ilişkin olarak herhangi bir hazırlık kaydı tespit edilememiştir

CEVAP VERMEYEN KAMU KURUMLARI

Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Danıştay, ODTÜ ve Ankara Üniversitesi Rektörlükleri’nden cevap gelmedi.

İsmet Özel

“Türk basınının bu günkü hali bizi nereye götürür?” diye sorarsanız, irticayı hortlatmış olursunuz.

Türkiye’de alkolizmi, fuhşu, havadan para kazanma yolunu artırmanın bizi nereye götüreceğini sorarsanız, ilk halledilmesi gereken mülteci olursunuz.

Siyasi beyanlarda samimiyet oranının ne ölçüde olduğunu merak ederseniz, tehlikeli gerici sayılırsınız.

Tüketim azgınlığının kimin yararına işlediğine parmak basma cüretini gösterirseniz, size azgın bir irtica unsuru olduğunuz söylenir.

Bütün bunlardan benim anladığım şu : Türkiye’de bazı insanların yalnızca hakları vardır, diğer bazı insanların yalnızca vazifeleri. Eğer haklarını kullanan insanlara vazifeleri olduğunu hatırlatırsanız “irtica hortlar”.

Yine vazifeleri yerine getiren insanların da belli hakları olması gerektiğini öne sürerseniz olay “mürtecilerin baş göstermesi” olarak yorumlanır.

Kısacası, bazılarının hakları olmaksızın vazifeler yerine getirmesini temin etmek, bazılarının da vazife sorumluluğu taşımadan haklarını kullanmasını sağlamak Türkiye’yi dikensiz gül bahçesine çevirecektir.

“İrtica” soru soranları karalamak için kullanılan “malzeme” dir.

İşte ben çok masumane bir soru soruyorum :

Türkiye’de hiç Müslüman kalmasaydı irtica olmayacaktı değil mi?

Cumhurbaşkanı Sezer, Genelkurmay Başkanı Büyükanıt ve kuvvet komutanlarının 'irtica tehdidine' yönelik açıklamalarına siyasiler sert tepki gösterdi. DYP Genel Başkanı Ağar, Anavatan Genel Başkanı Mumcu ve BBP Genel Başkanı Yazıcıoğlu irtica çıkışının arkasında cumhurbaşkanlığı hesabının yattığını söyledi.

İrtica çıkışına ortak tavır

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt ve kuvvet komutanlarının 'irtica tehdidine' yönelik açıklamalarına siyasiler sert tepki gösterdi. Anavatan Genel Başkanı Erkan Mumcu, bu konuşmaları, 'planlı, önceden hazırlanmış bir savaşın parçası' olarak niteledi. "Meselenin aslı Cumhurbaşkanlığı seçimleridir.' diyen Mumcu, her kesimin demokrasinin çizdiği yerde durmasını istedi. Mumcu, "Milletine güveneceksin, rejimi millete emanet edeceksin, millete güvenmiyorsan çekip gideceksin. Milletle inatlaşılmaz." ifadesini kullandı. İrticayı önleyecek en önemli gücün halk olduğunun altını çizen genel başkan, Sezer'in özgürlüklerin kısıtlanmasına yönelik talebine "hoppala" sözüyle karşılık verdi. "Dünyanın neresinde laiklik adına temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanabileceğinden söz edilmiştir?" diye de sordu.

Anavatan Genel Başkanı Mumcu, yeni yasama yılının ilk grup toplantısında son günlerde yaşanan irtica tartışmalarını değerlendirdi. Parti olarak Anayasa'da tanımlanan laiklik anlayışını benimsediklerini söyleyen Mumcu, Sezer'in, "bireysel hak ve özgürlükler kısıtlanabilir" sözlerine 'Hoppala' diyerek tepki gösterdi. Laikliği Batılı devletlerin bulduğunu ve daha iyi uyguladığını kaydeden Mumcu, laikliğin hakları kısıtlayıcı değil tam tersine geliştirici olduğunu belirtti. Mumcu, şöyle devam etti: "Laiklik olmazsa olmazdır hava ve su kadar önemlidir. İnsanlar istediği gibi inansınlar ibadet etsinler demektir. Laiklik temel hak ve özgürlükleri kısıtlamayı değil doya doya kimsenin baskısı altında kalmadan kullanabilmektir." Mumcu, irtica tartışmalarının AK Parti hükümetine avantaj sağladığını ileri sürdü.

Türkiye'de 28 Şubat izlerinin görünmesinin 'laikliğe ve demokrasiye' zarar vereceğini vurgulayan Mumcu, bu sorunların çözümü için halka güvenilmesi gerektiğini kaydetti. Mumcu, şöyle konuştu: "(Muhtar bile yapmayız, muhtar olmasına bile izin vermeyiz) dediklerinizin, günün birinde selam durmaya mecbur olduğunuz Başbakan olarak karşınıza çıkacağını görün. Anlayın, hatalarınızı, yanlışlarınızı görün. Aynı yanlışlarla aynı şeyleri tekrar edip durmayın. Bu ülkeye 28 Şubat psikolojisine benzer bir psikolojiyi yeniden hatırlatacak her şey, bu ülkede ne laikliğin, ne demokrasinin, ne cumhuriyetin lehine olacaktır. Milli iradeyle inatlaşmayın, milletle inatlaşmayın. Herkes demokrasinin, hukukun çizdiği yerde dursun, herkes görevi bilsin." Anavatan Genel Başkanı, halkın hiçe sayılmasını sindiremediklerini vurgularken, "İrtica gelecekse bunu önleyecek en önemli güç milletin kendisidir. İran'ın ordusu yok muydu? Ama toplum ayağa kalktı hiçbir güç önünde duramadı. Millete çocuk muamelesi yapmayacaksınız, millete veli, vasi muamelesi yapmayacaksınız. Asıl efendi olan millettir." dedi.

Yaşanan tartışmaların altında yatan asıl meselenin 'Cumhurbaşkanlığı seçimi olduğunu söyleyen Mumcu, Cumhurbaşkanı'nı bu Meclis'in seçmesini istemeyenlerin halka da güvenemediğini belirtti. Mumcu, "Halk seçsin demeye diliniz varmıyor. Çünkü rejimi millete emanet etmeye eliniz varmıyor." ifadesini kullandı.