
Türkiye'nin manevi dinamiklerinden Nakşi şeyhi Mahmud Efendi ve cemaatine yönelik hain ve alçakça saldırılara bir yenisi daha eklendi!
17
Mayıs 1998'de Mahmut Ustaosmanoğlu'nun damadı ve Fatih Çukurbostan Camii İmamı
Hızır Ali Muratoğlu, Mahmud Efendi’nin mutat sohbetlerinden birine katıldıktan
sonra vurularak şehit edildi.
'CÜBBELİ SARIKLI!' AMA PROFESYONEL BİR KATİL!
Olayın zanlısı olarak yakalanan Ufuk Salih Hantal’ın silahında yapılan balistik
inceleme sonucu Hantal'ın aynı silahla Eyüp Düğmeciler Mahallesi Damla
Sitesi'nde inşaat kalfalığı yapan ve dini bilgi almak cemaate girdiği öğrenilen
Ömer Temiz'i de 27 Nisan 2000'de öldürdüğü, 21 Şubat 2001'de de, Ahmet Kurt'u,
Bayrampaşa Yıldırım Kocatepe Mahallesi 9. Sokak 16 numaralı evinin önünde ağır
yaraladığı tesbit ediliyor..
Kurt'un öldürülmesinden sonra olay yerinde Hantal'ın evinin anahtarını bulan
polis, Fatih'te nalburculuk yapan babasını takip ettikten sonra, Hantal'ı
silahıyla birlikte ele geçiriyor...
Asıl hedefinin Nakşi şeyhi Mahmut Hocaefendi olduğu söylenen sarıklı, cüppeli,
sarı sakallı profesyonel katil şu an cezaevinde.
Bu olay üzerine Mahmut Hocaefendi ve cemaatin önde gelen altı ismi için koruma
önlemleri alınmıştı. Sekiz kişilik tim tarafından korunan Mahmut Hoca ile
yakınlarına kurşun geçirmez yelekler giydirilmiş, Mahmut Hoca’nın imamlık
yaptığı cuma ve vakit namazları sırasında İsmailağa Camii’nin avlu girişlerinde
iki, namaz kılınan bölümün kapılarında ise üçer kişi nöbet tutmaya başlamıştı.
Tüm bu önlemler karanlık güçler hedefine ulaştıktan sonra alındı.

Bu menfur olaydan 3 yıl sonra cemaatin ileri gelen ve çekirdekten yetişen
alimlerinden Cübbeli Ahmed Ünlü Hocaefendi’nin babası Yusuf Ünlü'de, 19 Haziran
2001'de uğradığı silahlı saldırı sonucu yaralanmıştı..
3 Eylül 2006!
İsmail Ağa camii bu sabah kanlı bir cinayete sahne oldu. Camii'nin eski imamı
Bayram Ali Öztürk, sabah namazından sonra bir kişinin saldırısına uğradı. Nedeni
henüz bilinmeyen saldırıda katil elindeki bıçakla maktüle saldırarak bıçağı
kalbine sapladı! 54 yaşındaki imam ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı,
vefat etti.
İsmail Ağa Camiinde Pazar sohbeti duası esnasında Mektubatçı Bayram
efendiyi şehit eden münafık fırsat bulabilseydi; Hızır Hoca Efendinin katili
gibi emir aldığı yere, yani Patrikhaneye sığınacaktı! Cemaat bu münafığın kaçmasına fırsat bırakmadan linç ederek sünnetsiz olduğunu
tespit ettiler!.
KATLEDİLEN HOCA EFENDİNİN BAKIN SON SOHBETİ HANGİ KONUDA OLMUŞ!
Öte yandan, olay sırasında camide bulunanlar, Bayram Ali Öztürk'ün en son
sohbetinde peygamberler ile evliyalara yönelik yapılan saldırı, suikast ve kötü
muamelelere ilişkin konuştuğunu ve
YARABBİ BİZDEN EVVELKİ
ALİMLER, İSLAM HİZMETKARLARI İSLAMI NASIL YAŞADI VE GEREĞİ ÜZERE NASIL BEDEL
ÖDEDİYSE BİZE DE ÖYLE YAŞAYIP BEDEL ÖDEMEYİ NASİP EYLE diye
dua ettiğini kaydettiler.
Öztürk'ün yakınları da "Emniyetten istediğimiz, saldırının arkasındakileri bulup
cezalandırmasıdır. Bu cemaatin kimseyle bir işi yok. Provokasyon olabilir ama
biz bu oyunlara gelmeyeceğiz" dediler.
'Cinayeti bazı çevreler planlıyor'
Kılıç, devletin, Fener Rum Patrikanesi'ne karşı İsmailağa cemaatinin
varlığına göz yumduğu fikrine ise katılıyor. Kılıç: "Oldu' ya da 'Olmadı'
diyemem. Ben de devlet olsam, milli çıkarlar adına, yayılmacı eğilim
gösteren, Fener ve Balat'taki mülkleri satın alan patrikaneye karşı cemaate
göz yumardım."
Kılıç, camideki cinayet için "Bu, planlanmış bir eylem" diyor: "1998'deki
cinayet de son olay da cemaat içinden gelen biri tarafından işlenmedi.
Zanlıyı cemaatten kimse tanımıyor. Dikkat edin, nedense her böyle eylem
sonrası eylemciye 'meczup' deniyor. Belki bu kişi meczuptur, bilmiyoruz ama
bu iş, ülke içi ya da dışı bir çevre tarafından planlanmıştır."
'Cemaat ne yapacaktı?'
Katil zanlısı Mustafa Erdal ve linç edilmesi konusunda ne diyeceksiniz?
Altı yıl önce aynı olayı yaşamış bir cemaatin ikinci cinayetten sonra ne
yapması bekleniyordu ki? Kaldı ki katili kendi adamlarının susturmak
amacıyla öldürdüğüne dair inancımız tamdır. Mustafa Erdal için iki şık var.
Ya 'çete' tarafından cemaat arasına sokulmuş, ya da cemaatteyken
devşirilerek bu eyleme yönlendirilmiştir. 'Meczup' deniliyor. Danıştay
saldırısını yapan Alparslan Arslan ne kadar meczupsa Mustafa Erdal da o
kadar meczuptur. Türk polisi ve adaletine göre, laiklere yönelik
eylemlerdeki zanlılar örgüt üyesi ve irticacı, Müslümanlara saldıranlar ise
meczup. 'Meczup' denilenlerin arkasında 'küfür taifesinden yana olan devlet
içindeki bir çete' var.
Mahmut Efendi Hazretlerinden (k.s) Kamuoyuna önemli
duyuru
Fatih İsmailağa Camii’nde 03 Eylül 2006 tarihinde vuku bulan menfur
cinayeti müteakiben bilhassa medya merkezli olmak üzere gelişen hadisata binaen
aşağıdaki açıklamaların kamu oyuna arz edilmesi ihtiyacı doğmuştur
1- İsmailağa Camii’nde halka vaaz verirken saldırıya maruz kalan Merhum Bayram
Ali Öztürk Hoca’nın vefatı fevkâlâde üzüntü verici bir hadisedir. Memleketimizin
ilim ve irfan hazinesinden büyük bir kayıptır. Saldırının bir camide planlanıp
icra edilmesi ayrıca dikkat edilmesi icabeden bir husustur.
2- Hadisenin aslı ve özü, mukaddes bir mabedde, muhterem bir hocanın vazife
esnasında katledilmesi olduğu halde, sonraki gelişmeler ve yayınlarla hadisenin
ilme, cami ve cemaatına zarar vermek ve memleketimizin huzur ve sukûnunu
rahatsız edecek mecralara sürüklenmek istendiğini üzüntüyle izliyoruz.
3- Yarım asra varan diyanet hizmeti süremde herhangi bir kanun dışılığa fırsat
vermediğimiz gibi alet de olmamışızdır. Bu mevzudaki hassasiyetimiz ve
dikkatimiz bundan böyle de aynen devam edecektir. Bunun aksine olan iddialar
yakıştırma, iftira ve kötü niyetliliktir.
4- Birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyulan şu günlerde, ülkemizi fitne ve fesada
sürüklemek isteyen şahıslara fırsat verilmemelidir. Müminlerin basireti içimize
nifak sokmak isteyenlerin önünde en büyük engeldir. Cami cemaati ve hakkımızda
asılsız ve haksız itham ve iftiralarda bulunanları bundan vazgeçmeye davet
ediyorum. İnsaf, vicdan ve adalet bunu iktiza eder.
Cenab-ı Hak cümlemizi muhafaza buyursun.
İsmailağa Camii Emekli İmam Hatibi
Mahmut Ustaosmanoğlu