MODERN MÜSLÜMAN

Başörtüsü, güncel ifadesiyle türban ALLAH Teâlâ’nın kesin bir emridir. Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor:

…Başörtülerini yakalarının üstünü örtecek şekilde koysunlar, örtsünler. (Nur Suresi:31)

Sadece başörtüsü değil, dış giysi (cilbab) da ALLAH’ın emridir.

“Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına de ki: (Bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) cilbab yani bütün vücutlarını örten dış örtülerini üstlerine alsınlar. Bu, onların hür bir kadın olarak tanınması ve incitilmemesi için daha uygundur, daha elverişlidir. ALLAH çok bağışlayan ve merhamet edendir. (Ahzap Suresi:59)

Bir devlet kurumu olan Diyanet İşleri Başkanlığı, üç kere “Başörtüsü dinin emridir” şeklinde fetva vermiştir. Zaten aksini değil başkanlık, müslümanım diyen hiçbir kimse söyleyemez. Çünkü bu, bir iman meselesidir. Mustafa Kemal Atatürk de Söylev ve Demeçlerde “Dinimizin tavsiye ettiği tesettür; hem hayatımıza hem de fazilete uygundur” demiştir. Annesi Zübeyde Hanım ve eşi Latife Hanım’ın başörtüsüz bir tek resmi yoktur. Atatürk’ün kadın kıyafeti ile ilgili bir inkilabı da mevcut değildir. Anayasamızın 24. maddesi de: “Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. Kimse, ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz. Dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.” şeklindedir.

Görülüyor ki Anayasa’mızda ABD’de, İngiltere’de, Kanada’da, Almanya’da, diğer medenî ve ileri ülkelerde olduğu gibi geniş bir din hürriyeti vardır. Bu hürriyetler nelerdir?

1. İnanç hürriyeti. İslâm dininin inanca ait temel hükümleri ne ise bunlara inandığımızdan dolayı rahatsız edilmememiz gerekir.

2. İbadet hürriyeti. Müslümanların ibadet hürriyetine kısıtlayıcı hiçbir sınır getirilmemelidir. Geçenlerde bir gazete mânidar bir şekilde “Yeşilköy Havaalanı’na kadınlar için mescid yapıldı...” haberini vermişti. Açıkça söylemiyordu ama “Erkek mescidinden sonra başımıza bir de kadın mescidi çıktı!..” demek istiyordu. Müslüman bir ülkede havaalanında kadınlar için mescid bulunmasından daha tabiî ne olabilir. Hem Türkiyeli dindar Müslüman kadınlar, hem de yabancı Müslüman hanımlar burada ibadet edeceklerdir. Ulaştırma Bakanlığı’nı, Havaalanı Müdürlüğü’nü bu medenî ve insanî teşebbüs dolayısıyla tebrik ediyorum.

3. Çocuklarına dinî eğitim verebilmek hürriyeti. Anne-babaların, çocuklar reşid (ergin) oluncaya kadar onlara din eğitimi vermek hürriyeti vardır. Bu hürriyetin olmadığı, yahut kısıtlanmış bulunduğu bir yerde din hürriyeti darbelenmiş demektir. Bir Müslüman çocuğuna dinî bilgiler, Kur’ân okuması yedi ile ondört yaşları arasında en güzel, en verimli şekilde öğretilebilir. Yaz tatilinde, ilköğretim okulunu bitirmemiş küçük çocuklara din ve Kur’ân dersi verilemez demek din hürriyetini kısıtlamak, insan haklarını çiğnemek demektir.

4- Dinî dernek kurma hakkı. Bütün dinî hizmet ve faaliyetleri Müslümanlar tek başlarına, teker teker yapamazlar. Mutlaka birleşmeleri, teşkilâtlanmaları gerekir. Bu da dernekler vasıtasıyla olur. Bizde Dernekler Kanunu’nda “Din derneği kurulamaz” maddesi yer almaktadır. Bu madde din hürriyetini vahim ve ağır bir şekilde ihlâl etmektedir. Bütün medenî dünyada din derneği kurmak serbesttir. Bazı kimseler “Din derneği kurulursa bazı sakıncalı durumlar ortaya çıkabilir, birtakım kötü ve alçak kimseler din sömürüsü yapabilir...” gibi kuruntular ve bahaneler ileri sürüyor. Bahanelere dayanılarak vatandaşların, çoğunluğun temel insan hakları kısıtlanamaz.

5- İnançlarına göre bir hayat sürebilmek hakkı. İsrail’de hafta tatili cumartesidir. Çünkü onların dininde cumartesi günü kutsaldır. İslâm ülkeleri cuma gününü hafta tatili yapmıştır. Hıristiyan ülkelerde de pazar günü onların dininde kutsal gün olduğu için o gün tatil yapılır. Bizde bir Müslüman, “Türkiye Müslüman bir ülkedir, hafta tatili cumaya çevrilsin...” dese kıyamet kopar, adamın ne gericiliği bırakılır, ne yobazlığı... Müslümanlar dinleri nasıl gerektiriyorsa o şekilde giyinmekte, o şekilde hayat sürmekte, o şekilde sosyal ve kültürel faaliyetler yapmakta hür olmalıdır. Bu konularda onlara hiçbir engel ve güçlük çıkartılmamalıdır. Bazı kimseler “Efendim senin bu söylediklerin laikliğe aykırıdır...” diyebilirler. Cevabımız: Kesinlikle aykırı değildir. Laiklik olması için öncelikle din ve vicdan hürriyeti olması gerekir. Laiklik Müslümanları İslâm’dan uzaklaştırmak demek değildir.

6- Müslümanların, İslâmî kimliklerini koruyabilmek, onu ayakta tutabilmek, güçlendirmek hürriyeti. Her insanın dinî, sosyal, kültürel bir kimliği vardır.Müslüman'ın kimliği de “İslâmî kimliktir”. Bu kimliği yitirirse Müslüman Müslüman olmaktan çıkar.

Bazı kimseler “Din bir vicdan işidir, din vicdanlarda kalmalıdır, dışarıya aksettirilmemelidir... Din ile hayat birbirinden kopmalı, kopartılmalıdır. İnananlar içlerinde inansın, dışarıya göstermesin” diyorlar.

Böyle din olur mu? Din hayat demektir. Din yaşanacak şey demektir. Gerçek ve iyi bir Müslüman beşikten mezara kadar din ile içiçe yaşar. Bu kimselerin istediğini biz Müslümanlar asla kabul edemeyiz. Evet din bir vicdan işidir ama sadece vicdanda kalmaz, sadece vicdanla bitmez.

Bu bakımdan ne Atatürk ilkeleri ve ne de laiklik açısından böyle bir yasaklama koymak mümkün değildir. Anayasa Hukuku Profesörü Mustafa Kamalak da: “Anayasa’da ve kanunlarda başörtüsünü yasaklayan bir hüküm bulunmamaktadır” demiştir.

Hukukî temeli olmayan keyfî yasak

Başörtüsü hukukî bir problem değildir. Siyasetin de bunu çözme imkânı yoktur. Başörtüsü yasağı sadece bir dayatmadır. Yasakçı kesimin ana dayanağı güçtür. Çünkü bu kesim, büyük ölçüde, güce tapmaktadır. Bu kesim, silahlandırılmış bürokratların arkasında olduğu kanaatine sahiptir. Başka da bir dayanağı yoktur. Ne hukuk ve ne de demokratik siyaset onlara destek vermektedir.

Birkaç gün önce İznik gölü civarında bulunan Ilıca’ya giderken yolda gördüm ki: Şalvarlı kadınlar, geleneksel, çarşafa benzer kıyafetleriyle dolaşıyor. İran’daki çadurlardan daha estetik millî kıyafetler bunlar. Bunca çirkinlik, çıplaklık, göbeği açıklık içinde bu millî kıyafetleri görmek ruhuma huzur veriyor. “Be adam hangi devirdeyiz? Sen hâlâ çarşafı, tesettürü, geleneksel kıyafeti estetik buluyorsun!..”Aman darılmayın... Yakup Kadri’nin 1920’lerde kaleme almış olduğu “Çarşafa vePeçeye Dair” başlıklı güzel yazısını okursanız bana hak verirsiniz. Hem geniş olun biraz, toleranslı olun. Bir Japon’un kimonuyu övmesi ne kadar tabiî ise, Müslüman bir Türkiyelinin çarşafı, feraceyi, yaşmağı, tesettürü övmesi de o kadar tabiîdir. Herhalde benden bikini mayo, göbeği açık dekolte kıyafet övgüsü beklemezsiniz. Ülkemizde ve dünyada binlerce çarşaflı/başörtülü kadın varken giyimlerine hakaret eden insan müsveddelerinden mi olmamızı isterdiniz yoksa?

Eşarbı vakkodan alınmış bone
İnanması çok zor ALLAH'IM bu ne
Altında pantolon modaymış gene
Giyinmek manası örtünmek inan
Bu fetvayı kimden aldın Müslüman?

Kısa pardösüler dizden yukarı
Renk renk başörtüler kırmızı sarı
Yüz metre öteden parlar jakarı
İslami kıyafet bu değil inan
Bu fetvayı kimden aldın Müslüman?

Daracık pardösü yırtmaç yarısı
Tamamen ortada vücut yarısı
Başları döndürür parfüm kokusu
İnsanın ziyneti hayadır inan
Bu fetvayı kimden aldın Müslüman?

Ten rengi çoraplar görmez setreni
Madada geçecek alman Ketreni
Eli kolu kuyumcu vitrini
İslami yaşayış bu değil inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?

Moda diye bizi soydular
Örtümüzü alıp bir kenara koydular
Bizi öyle görüp sevinç duydular
Bizim dinimizde bu yoktur inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?

Modern Müslüman'ın işi pratik
Evinde eşyası hep otomatik
Dokun parmağını bütün işler bitik
Bu rahatlık bizi bizden aldı Müslüman
Sadece mutluluk bu değil inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?

Sabah gezmesinde kahveler fallar
Çarsı pazarlarda aşındı yollar
Oğlum kızım diye yığıldı mallar
Hayatın gayesi bu değil inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?

Kimisi avamdan kimisi derviş
Gözleri sürmeli topuk bir karış
Modern Müslümanlar böyle giyermiş
İslam'ın özünde bu yoktur inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?

Üstünde pantolon kılarsın namaz
Ne olur sözümü dinlesen biraz
Rasulullah seni böyle tanımaz
Sünneti yaşamış olmazsın inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?

Zamanı çaldı dizi filmler
Rafları süsledi cilt cilt ilimler
Bizi görse kahrolurdu alimler
İslami yaşayış bu değil inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?

Süslenir püslenir gezer düğünde
Yeri baş köşedir paralı günde
Allah için nefes tüket bir günde
İslami yaşayış bu değil inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?

Bir de deriz Müslüman'ız hepimiz
Kötülük düşünmem, kalbimiz temiz
Namaz borcumuzdur elbet bir gün öderiz
Gerçek Müslümanlık bu değil inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?

Sen böyle değildin ne oldu sana
Kaygı duymuyorsun dininden yana
Sıyrıldın özünden döndün yabana
Gerçek hassasiyet bu değil inan
Bu fetvayı nerden aldın Müslüman?

Sormayın dertliyim bunlardan yana
Şanlı tarihine dönüp bir baksana
Üzülmez mi görse Fatıma ana
Allah seni konu yaptı Kurân'a
Nisa suresinde geçiyor inan
Neden açıp okumuyorsun Müslüman?