Memur-Sen ve Sağlık-Sen Genel Başkanı Dr. Ahmet Aksu ülkemizde her yıl 100 bin kişinin sigaraya kurban edildiğini, önlem alınmazsa bu rakamın 10 yıl içerisinde 175 bine ulaşacağını belirterek “Trafik terörüne her yıl 6-7 bin insanımızı kurban verirken Sigara terörü her yıl 100 bin insanımızı katlediyor. Sigaranın neden olduğu bu ölümler terör, iş kazaları gibi tüm ölümlerden 5 katı daha fazladır. Sigara nedeniyle korkarım ki ilerleyen yıllarda salgınlar görülmeye başlanacak” dedi.
Sigaranın nükleer savaş, açlık ve vebadan sonra insanlığı tehdit eden dördüncü tehlike olduğuna ve sigara içme yaşının 11’e kadar indiğine dikkat çeken Aksu, “Sigara dumanı, nikotine ek olarak 4.000 kadar sağlığa zararlı kimyasal maddeyi ihtiva ediyor. Sigara, bugün yasaklanan çeşitli kanserojen maddeler kadar, kanser riskine sebep oluyor. Son yıllarda Akciğer kanseri vakalarında patlama yaşandı. Kan kanserine yol açan bir madde olan benzen, sigara içilen evlerdeki havada % 50 daha fazla bulunuyor. Sigara nedeniyle yeni doğan çocukların kas yapılarında sorunlar olmakta, çocuklar bronşit ve pnömoni gibi hastalıklara kolaylıkla yakalanmakta ve hastalıklara karşı dirençleri azalmaktadır. Yapılan araştırmalara göre sigara içme yaşı 11 kadar indi. İlköğretim okullarında sigara içen çocuklarımızın oranları hızla artıyor. Liselerde % 50’ye varan oranlarda sigara kullanımı var. Önlem alınmazsa ne yazık ki gençliğimiz, çocuklarımız sigara terörüne kurban edilecek. Ülkemizde sigaraya harcanan 3 milyar doları sağlığa harcansaydı ülkemizde sağlık sorunu kalmazdı” dedi.
Kamunun Yarısı Sigara Tiryakisi. Bakanlar ve Milletvekilleri Sigarayı Bırakarak Memura Öncü Olsun. Sigarayı bırakmaları için Sağlık-Sen olarak onlara yardım sözü veriyoruz.
Kamuyu sigara terörünün ele geçirdiğini ifade eden Aksu, “Yapılan araştırmalara göre kadın memurların yüzde 49’u erkek memurların ise yüzde 51’i sigara kullanmakta yani kamunun yarısı sigara tiryakisi. Diğer yarısı da aynı ortamda çalıştıkları için pasif içici. Dolayısıyla kamuyu sigara terörü ele geçirmiş durumda. Kamu kurumlarından sigarayı temizlemeye en üstten başlamak gerekiyor. Dünya sigara içmeme gününde öncelikli olarak ülkeyi yönetenler sigarayı bıraksınlar. Sigara kullanan Bakanlar ve Milletvekilleri sigara içmeyerek memurlarımıza öncü olsunlar. Vatandaşta çalışanlarda rahat etsin.
Washington Federal Mahkemesi'nde görülen davada, sigara üreticilerinin avukatları, “sigaranın tehlikeli bir ürün” olduğuna dair hiçbir şeyi saklamadıklarını belirterek dev sigara üreticilerini savundular.
ABD sigara devi Philip Morris'in avukatı Ted Wells, “Bugün, hakkında dava açılan tüm şirketler, sigara kullanımının tehlikeli olduğunu ve bazı hastalıklara neden olduğunu net ve açık bir biçimde kamuoyuna açıkladılar” dedi.
Hükümetin, açtığı davanın sebebi, sigara üreten firmaların sigara bağımlılığını artırmak için yüksek dozda nikotin kullanmasına, milyarlarca dolarlık tanıtım ve reklamların özellikle yeni yetme gençleri hedef almasına, bu reklamlarda sigaranın sağlığa olduğundan daha zararsız gösterilmesine, sigaranın zararları hakkında yalan bilgi verilmesine ve sigaranın sağlık üzerindeki etkilerini gösteren bilimsel araştırmaların saklanmasına dayanıyor.
ABD hükümeti, dava dilekçesi metninde, 50 yıldır sigara satışından çok fazla gelir sağlayan sigara üreticilerinin, halk sağlığına büyük zararlar verdiğinin altını çiziyor.
Davanın ilk bölümünün Mart 2005'e kadar sürmesi ve dava sonucunda sigara üretimi, reklamı, ambalajı ve satışı konularında katı önlemlerin alınması bekleniyor.
30 Mayıs 2004'den 15 Ağustos 2004 e kadar 6 yıllık sigara tiryakiliğime ara vermiştim, daha doğrusu bıraktığımı sanmıştım. 23 yaşında bir insan olarak, sabah kahvaltısından sonra gece yatana kadar (Şu an mesela ağzımda) günde 1 paket bazen daha fazla sigara içen bir insanım. Sigaradan dolayı babam 2 kez kalp krizi geçirdi, 1 kez ciğerlerinden ameliyat oldu, 23 yaşında bir arkadaşımın ciğerinin yarısı alındı... Lütfen bir sigara yakarak dinleyin.
30 Mayıs 2004 akşamında aklımda hiç öyle bir şey yoktu, ancak her günkünden çok daha fazla başım ağrıyordu ve sürekli öksürüyordum, birazda nezleydim. Ve özür dileyerek çoğu zamanki balgam o sabah kanlı çıkmıştı. Ciğerim sökülmüştü çıkana kadar... O gün normalden çok fazla sigara içmiştim, herhalde 2 paket içmişimdir. İşte o gün sigaradan en çok nefret ettiğim gündü. O kadar nefret etmiştim ki, bu nefret 3 ay hiç sevgiye dönüşmedi. Bu 3 ay içinde, kendimi sağlıklı hissetmemin yanı sıra, ağzımın tadı geri gelmişti. Yemek yemekten inanılmaz zevk almaya başlamıştım. Nasıl kebap yiyordum anlatamam. 7 kilo almışım bu arada. Her günkü baş ağrılarım geçti. Koku almam bile gelişti. Ya bide sanki 2. üniversiteye başlamışım gibi kendimi daha entelektüel ve çağdaş (doğru kelimeyi bulamadım sanırım) 1.dünya insanı gibi hissettim. Sanki karakterime bir artı daha eklenmişti. Sigaranın kokusuna bile dayanamaz hale gelmiştim. Hakikaten nefret ediyordum ya. Yaklaşık 4-5 ay sonra ciğerlerim ve vücudum bu pislikten tamamen temizleneceği için çok hırslıydım. Etrafımdaki çoğu kişinin sigara içmesinden midir? O ara gece hayatına dalmış olmamdan mıdır bilinmez? Yaklaşık 3 ay sonra tekrar canım istemeye başladı. Bir tane içeyim bir şey olmazların sonu beni başladığım yere getirdi. Bugün yine fosur fosur sigara içiyorum ama nefret ederek. Çünkü biliyorum ki 50-60 yaşına geldiğimde büyük ihtimalle ya kalp krizi ya da kanserden öleceğim.
Hiç sigara içmeyen insanlar yemekten sonra ne yaparlar? Dersten sonra ne yaparlar? Muhabbet esnasında ne yaparlar? İşte olay aslında bu kısımları tamamlamakta...
Şimdi tekrar sigarayı bırakmayı düşünüyorum. Bırakacağım gün deli gibi sigara içeceğim, bıkana kadar. Herkese önerim bırakın sigarayı!!! Puro muro da içmeyin, onların devamı sigara oluyor. Bu işin hazırlanması yok. Bir gün boyunca ekstra fazla için acaip başınız ağrısın, mideniz bulansın, çok fazla balgam atın. Ciddi söylüyorum o 3 ay farklı bir kişiydim.
Not: Şu anda felaket başım ağrıyor ve bunu okurken benim gibi başı ağrıyan bir çok insan olduğuna eminim...
Küçük yaşlarda arkadaşlarına özenerek sigaraya başlayan emekli polis memuru Ahmet Tenlik (53), 4 ay içinde nikotinin damarları tıkaması sebebiyle ayaklarını kaybetti. 1996 yılının Ekim ayında Konya Emniyet Müdürlüğü’nden emekli olan Tenlik, henüz 13 yaşındayken arkadaşlarının etkisiyle sigaraya başladı.
Ortaokul yıllarından sonra sigaraya ara vermeden devam eden Tenlik, yaklaşık 5 yıl önce ayak başparmağında çıkan yaranın kapanmaması üzerine Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne başvurdu.
Doktorların nikotinin damarları tıkamaya başladığını, ayak başparmağına yeterli kanın gitmemesi sebebiyle yaranın iyileşmediğini söylemesine rağmen bu alışkanlıktan vazgeçemeyen Tenlik, sonunda sol ayak parmağındaki yaranın verdiği şiddetli ağrılar sebebiyle 4 ay önce yatırıldığı Başkent Üniversitesi Konya Hastanesi’nde yapılan ilk ameliyatının ardından 2 parmağını kaybetti. Daha sonra basınç tedavisi görmesine rağmen ayağını kaybetti.
Aradan geçen süre içinde diğer ayağının başparmağında da benzer rahatsızlıklar ortaya çıkan Tenlik, sigaranın yol açtığı damar tıkanıklığı yüzünden Konya Numune Hastanesi’nde yapılan ameliyatla sağ ayağını da kaybetti.
Beş yıl önce ilk hastaneye gittiğinde doktorların sigarayı bırakması için adeta kendisine yalvardığını, ancak aklının yeni başına geldiğini belirten Tenlik, küçük yaşta başladığı sigaranın gerçek yüzü ile yeni karşılaştığını söyledi. Tenlik, başparmağında başlayan yaradan sonra geçirdiği 6 ameliyatın ardından ayaklarını kaybettiğini vurgulayarak, ‘’Sigarayı bırakmak istediğimde ‘gözüm kararıyor’ diye kendimi kandırdım. 5 yıldır acı çekiyorum. Şimdi sigarayı bıraktım, ama ne fayda. Keşke doktorlar söylediğinde atabilseydim. Damarlar tıkandığından müdahaleler olumsuz sonuçlandı’’ dedi.
Öğretmen ve sigara asla yan yana getiremediğim iki kelimedir. Öğretmen şöyle tarif ediliyor. Süt kadar ak, su kadar berrak, kristal kadar şeffaf. Bu özellikler başka hiç kimseyi tarifte etmekte kullanılmıyor. Peki sigara içen nasıl tarif ediliyor? Sağlığını, eşini, çocuklarını, kendi ekonomisini, ülke ekonomisini önemsemeyenlerin ısrarla ve inatla yaptığı, bütün zararlarını bildiği halde asla kendine mal etmediği, çaresizliğin çare sanıldığı, basit bir alışkanlığın pençesine düşmüş kişi olarak tarif ediliyor Bu iki kelimeyi ben yan yana hiç getiremedim, peki siz getirebildiniz mi? Öğretmenlerim sizlere eski bir öğrenciniz olarak soruyorum, siz getirebildiniz mi?
Toplumda her insanın taklit edilebilme oranı vardır. Bu oranın en yüksek olduğu kesim, dünyanın en kutsal işini yapan fedakar öğretmenlerdir. İnsanların en değerli varlıkları olan yavrularını çekinmeden emanet ettikleri tek insanlar sizlersiniz. Çocuklar hayatı nasıl öğrenir? değer verdiği insanları taklit ederek. Çocukların değer verdikleri kişilerin başında öğretmenleri gelir, hangimiz unutabildik ki öğretmenlerimizin adını. Eğer öğretmen sigara içiyorsa onu çok seven öğrencileri de sigaraya ya sempati ile bakmaya başlıyor, yada içmeye başlıyor. Hatta aynı markayı. Bir gün bana İstanbul’dan bir bayan sigara bırakmaya geldi, ilk sigarayı nasıl içtiğini sordum. Gözleri boşluğa dalarak hafifte kafasını sallayarak anlatmaya başladı…. Orta okuldaydım, çok sevdiğim bir tarih öğretmenim vardı, (adını soyadını söyledi, unutmamış) teneffüste okulun bahçesinde duvara yaslanarak sigara içiyordu, koşarak yanına gittim, merhaba öğretmenim dedim, o benim halini hatırını sormaya geldiğimi sandı, oysa ben ne marka sigara içtiğine bakmaya gitmiştim.. Bir ilimizin ismini taşıyan sigara içiyordu. Ertesi teneffüste gittim aynı marka sigaradan aldım ve ben o gün bu gündür hep aynı marka sigarayı içtim dedi.
İşin en enteresan yanı, o çok değer verdiği öğretmenin bu durumdan haberi bile olmaması, haberi olsa ne kadar üzülürdü değil mi? Ben öğretmenleri çok severim. Çabalarını, fedakarlıklarını, asil duruşlarını, merhametlerini çok takdir ederim. Tüm öğretmenlerin ellerinden öpüyorum, en samimi duygularla hürmetlerimi sunuyorum. Sevgili öğretmenlerim, sigara içmek size hiç yakışmıyor. Lütfen sigara içmeyin. Eğer bırakamıyorsanız; bana iki buçuk saat zaman ayırırsanız ben size bu esaretten kurtulmanızda yardımcı olurum. Böylelikle; asla hakları ödenemeyecek öğretmenlerime bir nebze de olsa vefa borcumu ödeme fırsatı bulmuş olurum.